Hizmetler
Çocuk İstemi / İnfertilite
İnfertilite, korunmasız ve düzenli birlikteliğe rağmen 1 yıl içinde gebelik elde edilememesi durumudur. Bilinen bir hastalığınız yoksa, genç bir çiftseniz, düzenli bir birliktelik varsa bir yıla kadar gebe kalmak için denemeye devam edilmesi önerilir. Düzenli birlikteliğe rağmen bir yıl içinde gebelik oluşmadıysa, çift olarak doktora başvurmanızı öneririz. 35 yaş üzeri bayanlarda ise bu süre biraz daha kısadır. 6 aya kadar gebelik oluşmadıysa her iki çiftin de değerlendirilmesinin daha erken yapılması önerilir. İleri yaşta iseniz ya da adet düzensizliğiniz varsa, çikolata kisti (endometrioma), yumurtalık kaynaklı kistiniz veya myom gibi bilinen özellikli bir jinekolojik probleminiz varsa, ya da geçirilmiş jinekolojik cerrahi ya da ağır enfeksiyon öykünüz varsa; baba adayında bilinen üreme yollarını etkileyebilecek geçirilmiş cerrahi veya hastalık öyküsü varsa daha erken sürede danışmanlık almanız önerilir. Her 100 çiftten 10-15’inde görülen kısırlık (infertilite) yaş ilerledikçe daha sık görülür. İnfertilite, üreme sistemi ile ilgili bir sağlık sorunudur. Tek bir sebebe bağlı olabildiği gibi; birkaç faktörün kombinasyonu ile de gerçekleşebilir. Bazen belirgin bir neden de bulunamayabilir, açıklanamayan infertilite olarak tanımlanır. Kısırlığın nedeni, kadına veya erkeğe ait olabileceği gibi yüzde 10-15’lik hasta grubunda tüm araştırmalara rağmen hala bir neden bulunamıyor. İnfertilitenin üstesinden gelebilmek için güvenli ve etkili birçok tedavi yöntemi bulunmaktadır. Bu tedaviler çiftlerin bebek sahibi olma şansını artırmaktadır. Kısırlık Nedenleri ? Genelde düzenli olarak haftada 2-3 kez birlikte olan her 100 çiftten 85’i bir yıl içinde gebe kalmakta ve kalan 15 çiftin büyük çoğunluğu da ikinci yılda tedaviye gereksinim duymadan gebe kalabilmektedir. Ancak kadınlar yaşlarının ilerlemesi ile birlikte doğurganlık şanslarını ciddi olarak kaybederler. Bu azalış 32-35 yaşlarına kadar çok belirgin olmasa da özellikle 38 yaşından itibaren hızla kendini belli eder ve 40’lı yaşlara gelindiğinde ise %75’e varan fertilite kayıpları gözlenmektedir. Bu açıdan 35 yaşını geçmiş ve 6 ayın üzerinde kısırlık problemi olan kadınların jinekolojik değerlendirmeleri geciktirilmeksizin yapılmalıdır. Erkeklerde yaşın fertiliteye etkisi kadınlarda olduğu kadar belirgin değildir. İnfertilite (kısırlık) nedenleri genel olarak erkek ve kadınlar arasında %50-%50 paylaşılmıştır. Erkeklerde İnfertilite (Kısırlık) Erkek infertilitesi, bir erkeğin yeterli sayıda, hareket yeteneğinde veya yeterli yapıda sağlıklı sperm üretememesi sonucu çocuk sahibi olunamama durumudur. Pek çok faktör erkek için zayıf dölleme yetisine sebep olabilir. Hormonal dengesizlikler, genetik hastalıklar, testis hastalıkları, enfeksiyonlar, varikosel gibi durumlar ve bunun dışında; çevresel toksinler, sigara ve alkol kullanımı gibi yaşam tarzı faktörleri de erkek infertilitesinin başlıca nedenleridir. Tanı için semen analizi istenir. Semen analiziyle sperm parametrelerinde (sayı, hareket, yapısal) düşüklük ya da bozukluklar tespit edilebilir. Kadınlarda İnfertilite (Kısırlık) Kadınlarda görülen infertilitenin sebepleri arasında; tüp tıkanıklığı,endometriozis (çikolata kisti), yumurtlama bozuklukları, polikistik over sendromu, ileri bayan yaşı, erken menopoz, rahim ve yumurtalıkları ilgilendiren hastalıklar başta gelir. Bazen de çocuk sahibi olamama durumu. İnfertilitede kadına yapılan tetkikler; ● Jinekolojik Muayene ● Ultrason Muayenesi ● Bazal Hormon Tahlilleri ● Histerosalpingografi(HSG) İnfertilite (Kısırlık) Tedavisi İnfertilite sebebi tespitinden sonra uygun hastaya uygun tedavi planlanır. ● Ovülasyon indüksiyonu ● Aşılama Tedavisi ● Tüp bebek (IVF) ● Preimplantasyon Genetik Tanı
Tüp Bebek Tedavisi
Doğal yollarla gebelik oluşmayan durumlarda uygulanan gebelik tedavisidir. Kadında tubal tıkanıklık, yumurta rezerv azlığı, yumurtlama bozuklukları, sperm sayı ve hareketliliğinde düşüklük, genetik hastalık riski olan çiftlerde veya açıklanamayan infertilite durumlarında uygulanır. Kadının yumurtalıkları belli ilaçlarla uyarılır, oluşan yumurtalar ideal boyuta ulaşınca toplanır, bu yumurtalar laboratuvar ortamında erkeğin spermi ile döllenir. Oluşan embriyolar hasta için uygun görülen dönemde, bazen taze bazen dondurulup çözülerek, kadının rahmine transfer (Embriyo transferi) edilir.
Aşılama Tedavisi
Bir çiftin yaklaşık bir yıldır çocuk isteği olup korunmamasına rağmen gebelik oluşmuyorsa, çift olarak bir kadın doğum uzmanına görünmelidirler. Aşılama tedavisi gebelik oluşmayan durumlarda uygulanan yardımcı üreme tedavilerinden biridir. Uygun hasta grubunda, kadının yumurtlama takibi yapılır( doğal yumurtlama takibi yapılır ya da bazı ilaçlarla yumurtanın büyümesi ve çatlatılması takip edilir.). 🌟Aşılama tedavisi öncesi, rahim filmi ve spermiogram değerlendirilir. Aşılama için uygun şartlar varsa tedaviye başlanır. Uygun şartlar; -Sperm tahlilindeki parametrelerin aşılama için yeterli olması -Rahim filminin normal olması ya da en azından bir tüpün açık olduğunun gözlemlenmesi -Adet döneminde bakılan hormon tahlillerinin normal olması 🌟Yumurta olgunlaştıracak ilaç tedavisi başlanır, yeterli büyüklüğe ulaşınca yumurta çatlatılır. Aşılama günü belirlenir. 🌟Aşılama günü sperm numunesi özel olarak hazırlanıp, çoğu zaman rahim içine anestezisiz uygulanır. 🌟 Uygun belirlenen bir zamanda erkeğin seçilmiş spermleri kadının rahminin içine ince bir kateter eşliğinde transfer edilir. 🌟Spermin yıkanarak tekrar hazırlığı için farklı yöntemler vardır. 🌟Çiftin sonuçları aşılama için uygun değilse, tüp bebek tedavisine yönlendirilir.
Adet Düzensizliği
Hizmet Açıklaması
Myoma Uteri
Hizmet Açıklaması
Polip Tedavisi
Hizmet Açıklaması
Polikistik Over Sendromu
Hizmet Açıklaması
Jinekolojik Ameliyatlar
Jinekolojik ameliyatlar dediğimizde ana başlık olarak kadınların iç ve dış genital organları dediğimiz vajenden başlayarak yumurtalıklara kadar olan tüm ameliyatları sayabiliriz. Bu ameliyatlar ya açık yöntemle (laparatomi) ya da kapalı yöntemle yani laparoskopik yöntemle yapılabilmektedir. Laparoskopi (Kapalı Ameliyat) Ameliyat olmasında engel bir durum olmayan herkese laparoskopi yapılabilir. İlk kullanılmaya başladığında daha çok tanısal amaçlı iken günümüzde jinekolojik ameliyatların tamamına yakını laparoskopik olarak yapılabilmektedir. Laparoskopinin yapılamayacağı durumlar ● Ciddi solunum yolu hastalıkları ● Kalp hastalığı ● Çok sayıda ve büyük myomu ● Yumurtalık kanseri ● Rahim ağzı ve endometrium kanseri (bu konuda deneyimli cerrah yoksa) Laparoskopinin koplikasyonları ● Cilt altı hava birikmesi (subkutan amfizem) ● Damar yaralanmaları ● Mide ve barsak yaralanmaları ● Mesane yaralanmaları ● Üreter yaralanmaları ● Karbondioksit gazı embolisi ● İnsizyonel (kesi yeri ) fıtık Laparoskopik işlemler ● Tanısal laparoskopi ● Endometriosis ve endometrioma ● Dermoid kist ● Ektopik gebelik (dış gebelik) ● Myomektomi ● Laparaskopi yardımıyla vajinal histerektomi ● Adezyolizis, salpingotomi, fimbrioplasti (gebe kalma ihtimalini arttırmak için Laparatomi (Açık Ameliyat) Laparotomi (Açık Ameliyat) ile ameliyatlar ● Myomektomi (mom çıkarılması) ● Histerektomi (rahim alınması) ● Ooferektomi (yumurtalık alınması) ● Salpingooferektomi (tüp ve yumurtalık alınması) ● İdrar kaçırma ameliyatları ● Genital kanser ameliyatları ● Diğer ameliyatlar Vajinal yolla ameliyatlar ● Vajinal histerektomi (rahmin vajinal yola alınması) ● Myomektomi ● Sistosel onarıma ● Rektosel onarıma ● İdrar kaçırma ameliyatları ● Bartholin kisti ve absesi çıkarılması ● Vajinal kist çıkarılması ● Diğer ameliyatlar
Jinekolojik Enfeksiyonlar
Hizmet Açıklaması
Vajinit Tedavisi
Hizmet Açıklaması
Laboratuar Tetkikleri
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Nulla sed arcu id magna viverra suscipit. Curabitur facilisis, risus vitae gravida tristique, arcu velit vestibulum leo, vitae hendrerit arcu orci eu ex. Cras eu justo eu ante bibendum eleifend interdum sit amet mauris. Nunc eu diam neque. In in orci iaculis, ultrices mi eget, placerat mi. Praesent malesuada rutrum dui, sit amet posuere justo tristique eget. Nulla nec turpis eu diam fermentum imperdiet nec vitae risus. Cras fermentum, elit et auctor finibus, ante nulla porttitor nulla, nec lobortis urna eros vitae enim. Donec pulvinar, arcu nec fringilla bibendum, nulla nulla suscipit elit, quis gravida odio enim ut dui. Etiam et pretium odio. Nulla facilisi. Aliquam eleifend lorem id dui rhoncus, vitae fringilla risus malesuada. Pellentesque mollis, odio eget sodales tempor, felis sem congue elit, at vehicula magna mi in risus. Curabitur aliquet in justo ac porttitor. Pellentesque habitant morbi tristique senectus et netus et malesuada fames ac turpis egestas. Sed egestas turpis arcu, in ultrices quam sodales quis. Vivamus gravida augue id nisl varius tristique. Fusce id hendrerit ante. Proin lacus mi, ullamcorper eu imperdiet sollicitudin, volutpat a felis. Nam pellentesque egestas enim, eu laoreet sem imperdiet eget. Mauris vel risus venenatis, iaculis ex nec, eleifend dolor. Integer tincidunt, velit quis convallis mattis, libero velit facilisis odio, a elementum nisl mi eget sem. Maecenas et ex quis risus porttitor rutrum. Quisque quis vehicula tellus. Ut ligula erat, ornare non felis in, laoreet facilisis felis. Praesent vitae eros non lectus viverra feugiat non nec odio. Suspendisse in ligula sit amet sapien hendrerit dictum in non nibh. Vestibulum vitae tellus mollis lorem ultrices eleifend. Vestibulum egestas luctus sagittis. Sed volutpat risus quam, eu tincidunt eros accumsan sit amet. Morbi a nibh odio. Nulla aliquet leo a semper tempus. Morbi fringilla, sapien nec imperdiet tempor, eros augue porta nisl, vitae commodo turpis dolor et risus. Donec tristique ante id dui sodales vestibulum. Mauris vitae consectetur tellus, id eleifend neque. Suspendisse facilisis pretium rhoncus. Proin laoreet sit amet turpis id tristique. Fusce diam justo, facilisis et vehicula sed, hendrerit quis dolor. Nulla facilisi. Morbi dapibus viverra fermentum. Vestibulum lorem ante, ullamcorper eget pellentesque eu, bibendum vel sapien.
Servikal Koterizasyon
Servikal koterizasyon nedir ? Halk arasında rahim ağzında yara olarak bilinen servisit en sık karşılaşılan jinekolojik problemlerden birisidir. Kadınların yarısından fazlası hayatının bir döneminde bu hastalığa yakalanır. Yaşı ne olursa olsun cinsel yönden aktif her kadın servisit için uygun bir adaydır. Kasık ağrısı ve vajinal akıntısı olan kadınların çoğunda başka bir hastalıkla bir arada ya da tek başına mutlaka servisit bulunur. Servisitin tanısı nasıl konur? Servisit, yani serviksin iltihabı, vücudun normal çalışan savunma mekanizmalarının bir sonucudur. Herhangi bir dokuda yaralanma, irritasyon ya da enfeksiyon olduğunda beyaz kan hücreleri yani akyuvarlar o bölgeye göç ederler ve bu bölgedeki kan akımı artar. Bu olay servikste olduğunda, normalde açık pembe olan serviks kızarır ve şişer. Bu durum muayenede yara şeklinde görülebilir. Servisit tanısı genelde jinekolojik muayene ile konsa da tanıdan emin olmak ve ayırıcı tanı yapabilmek için bazı ek tetkikler gerekebilir. Servisitin nedenleri nelerdir? Servisitin başarılı şekilde tedavi edilebilmesi altta yatan nedeninin tanımlanması ile ilgilidir. Eğer buna neden basit bir irritan madde ise bu maddenin kullanılmaması sorunu çözecektir. Eğer altta yatan sebep bir enfeksiyon ise bu enfeksiyonun uygun şekilde tedavisi, servisit problemini de çözecektir. Servisite neden olan en önemli 3 mikroorganizma klamidya, gonore ve trikomonasdır. Bunun dışında bazı allerjik maddeler de bu duruma yol açabilir. Servisitin belirtileri nelerdir? Belirtileri diğer pek çok hastalığa benzediği ve spesifik yakınmalar yaratmadığı için kişinin kendi kendine servisitten şüphelenmesi zordur. Genelde başka bir nedenden dolayı yapılan jinekolojik muayene ile fark edilir. Genel anlamı ile servisit rahim ağzı dokusunun iltihabıdır. Çok büyük bir olasılıkla bir enfeksiyona bağlıdır ancak bazen irritasyon ya da travma sonrası da ortaya çıkabilir. Servisitin ilk belirtisi adet kanamasının bitişini takip eden dönemde ortaya çıkan vajinal akıntıdır. Diğer belirtiler arasında anormal vajinal kanama, kaşınma, vajinada yanma, ilişki esnasında ağrı, idrar yaparken yanma ve bel ağrısı bulunur. Hafif vakalarda herhangi bir bulgu olamayabilir ancak olay ilerledikçe kötü kokulu ve iltihabi bir akıntı ortaya çıkar. Uzamış ve tedavi edilmemiş bir servisit mukus yapımını bozarak spermlerin servikal kanala girişini bozabilir ve kısırlığa yol açabilir. Servisiti olan gebe bir kadında da düşük ve erken doğum riski bulunur. Bu tür annelerden doğan bebeklerde doğum sonrası akciğer be göz enfeksiyonları normalden daha fazla görülür. Ek servisit tetkikleri nelerdir? Biopsi: Eğer rahim ağzı ileri derecede anormal görünüyor ise lokal anestezi altında serviks biopsisi alınabilir. İşlem esnasında şüpheli alanlardan örnek alınır. Eğer tek bir alan belirlenemiyorsa saat 3,6,9 ve 12 hizalarından biopsi alınır ve patolojik incelemeye gönderilir. Kolposkopi: Rahim ağzının ışık altında büyüteçe benzer bir optik alet yardımı ile incelenmesidir. Şüpheli alanları daha kolay ortaya çıkarmak için kolposkopi öncesi rahim ağzı bir takım kimyasal maddeler ile silinir ve daha sonra boyanır. Dokunun boya tutmadaki farklılıklarına göre biopsi alınacak yer tespit edilir. Kolposkopi ile rahim ağzındaki kılcal damarların yapıları da değerlendirilir ve anormal damarlanma olup olmadığı saptanır. Bu damarlanma değişiklikleri servisit ile kötü huylu hastalıkların ayrımında önemlidir. Smear: Servikal enfeksiyonu ve erken dönem serviks kanserinin taramasında kullanılır. Smear her kadının yılda 1 defa yaptırması gerek son derece basit ancak bir o kadar da önemli bir testtir. Servisit tedavisi Eğer servisit durumu uzamış ise ve altta yatan etkenin tedavisine rağmen servisit tablosunda gerileme yoksa serviskteki anormal hücreleri tahrip etmek için bazı küçük cerrahi girişimler yapılabilir. Bunlardan en sık kullanılan koterizasyon ve krioterapidir. Koterizasyon ısı yardımı ile tahrip etmektir. Halk arasında bu işleme yara yakma adı verilir. Krioterapi ise sıvı karbondioksit veya azot yardımı ile anormal dokuların dondurulmasıdır. Buna da halk arasında yara dondurma ismi verilir. Son olarak da Lazer ile hücrelerin tahribi uygulanabilir. Koter: Kronik servisitteki en eski ve en klasik yöntemdir. Kalam şeklinde bir probun ucundan elektrik akımı geçirilerek ısı elde edilir. 3 yönetm arasında en son tercih edilmesi gereken tedavidir. İşlem esnasında çok hafif ağrı olabilir. İşlem sonrası oluşan nedbe dokusu rahim ağzı kanalında tıkanmalara yol açabilir. Kriyoterapi: Kotere göre bazı avantajları vardır.Daha az ağrıya neden olur, ve daha kontrollü bir doku tahribine olanak tanır.Daha az nedbe dokusu oluşmasını sağlar.Bu nedenle servikal kanalda daralmaya yol açmaz. Tabanca şeklinde bir cihaz ile uygulanır. Bu tabancanın ucunun değdiği yerler donar. İşlem herhangi bir anestezi uygulanmadan yapılır. Son derece basit ve yaklaşık 10 dakika süren bir işemdir. Lazer: Dokuların lazer ile tahrip edilmesidir. Kriyoterapiye bir üstünlüğü yoktur. Tedavi şekli ne olursa olsun hücrelerin tahrip edilmesini takiben 1-2 hafta kadar süren bol sulu bir vajinal akıntı görülür. Bu süre zarfında lekelenme şeklinde kanamalar olabilir bu nedenle işlemlerden sonra 2 hafta kadar cinsel ilişkiden kaçınmak gerekir. Tamamen iyileşme 6-8 hafta kadar alabilir. Servisitten korunmak için hangi önlemler alınmalıdır? ● Servisitten korunmak ya da erken dönemde teşhis edilmesini sağlamak için bazı basit önlemler yeterlidir. ● Çok emin olmadığınız kişiler ile ilişkiye girmeyin. ● Partnerinizde gonore belirtileri varsa hemen doktorunuzla görüşün ● Vajinal akıntı varlığında muayene olmayı geciktirmeyin ● Herhangi bir şikayetiniz olmasa bile yılda 1 kez jinekolojik muayeneden geçin ● Kokulu tampon, deodoran gibi irritan maddeleri kullanmayın.
Gebelik ve Gebelik Takibi
4 Boyutlu Ultrasonografi
Annelik heyecanlı bir bekleyiştir. Gebeliğin ilk günlerinden itibaren anne adaylarının yanı sıra tüm aile bireyleri doğacak bebeğin kime benzeyeceğini merak ederler. Bu merakın giderilmesinde 4 boyutlu ultrason bize yardımcı olacaktır. Diğer ultrason tetkiklerinde de olduğu gibi, 4 boyutlu ultrasonda da anne ya da bebek ultrason dolayısıyla her hangi bir zarar görmezler. Tanısal ultrason, yüksek frekanslı ses dalgalarıyla görüntü oluşturur ve bugüne kadar klinik olarak zararlı bir yan etkisi saptanmamıştır. 4 boyutlu ultrason bebeğinizin gerçeğe çok yakın görüntülerini görmenizi sağlar.   4D Ultrasonun Avantajlı Yönleri 3D-4D Ultrason cihazları ile daha erken dönemde cinsiyet, yarık damak, yarık dudak, eksik parmak, beyin ve omurilikten kaynaklanan rahatsızlıkların erken tanısı konulabilmektedir. Diğer taraftan geleneksel iki boyutlu ultrasonografide bebeğin bazı yapıları tam anlamı ile değerlendirebilmek her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenlerle dört boyutlu ultrasonlar geleneksel-standart 2D ultrasonlara göre tercih edilmektedir. 4D Ultrason güvenli midir? Ultrasonografi, 1970’li yıllardan itibaren jinekoloji pratiğinde yaygın olarak kullanılmakta olup, bugüne kadar yapılan çalışmalarda tanısal amaçlı kullanımın anne ya da fetüs üzerinde doğrulanmış zararlı bir biyolojik etkisi gösterilmemiştir.
Sezeryan Doğum
Sezeryan Doğum Nedir Hekim tarafından doğum kararı verildiğinde, doğumun ameliyathane koşullarında ve anestezi altında önce karına ardından rahime yapılan bir cerrahi kesi sonrasında gerçekleştirilmesine sezaryen ile doğum adı verilir. Doğumun şekli, doğum öncesinde yapılan muayene ve kontrollerle belirlenebilir. Normal vajinal yolla doğumun gerçekleşmesi mümkün olmayan bütün hamileler sezaryen ile doğurtulur. Sezaryen ile doğum kararı verilirken göz önünde bulanan temel kriterler bebeğin ve annenin sağlığı veya doğumun seyri sırasında saptanan sorunlar ile ilgilidir. Doğum ağrılarının uzun sürmesi, bu konuda çevresinde anlatılan kötü deneyimler, doğum zamanının tam olarak bilinmemesi gibi faktörler ve düşünceler aileyi sezaryen yolu ile doğuma yöneltir. Bu durumda en önemli yol gösterici doktorun açıklamalarıdır. Anne adayına normal doğum mekanizması, ağrı önleyici tedbirler (özellikle epidural anestezi) hakkında yeterli bilgi verilmelidir. Ayrıca sezaryenin cerrahi bir operasyon olduğu ve belirli tıbbi durumlar için saklanması gereken bir teknik olduğu anneye baba adayına anlatılmalıdır. Sezaryen Sırasında Neler Olur? Sezaryen operasyonu doktorunuz, hemşireler, çocuk doktoru, anestezi uzmanı ve yardımcı sağlık personelinin katıldığı bir cerrahi operasyondur. Bu işlem epidural veya spinal anestezi altında yürütülür ancak kimi tıbbi durumlarda genel anestezi uygulanması da gerekebilir. Eğer spinal veya epidural blok teknikleri uygulanıyorsa bu sırada fiziki koşullar ve ekibin de uygun gördüğü durumlarda eşiniz de yanınızda size destek verebilir. Önce ameliyata hazır olmanız için elinizin üzeri veya kolunuzdan bir damar yolu açılır. Bu yolla ameliyat ve ameliyat sonrası dönemde belli bir süre sıvılarınız ve ilaçlarınız damar yolunuzdan uygulanır. Böylelikle ekstra ağrı kesiciye veya başka bir sıvıya ihtiyacınız olduğunda size kolaylıkla verilebilir. Bundan sonraki aşamada bel bölgenizden epidural veya spinal anestezi uygulanır, sonra mesanenize bir idrar sondası yerleştirilir. Karın bölgeniz ve dizinize kadar olan sahanın antiseptik solüsyonla silinmesi ve örtülmesi sonrası sezaryen operasyonuna başlanır. Bu işlemde karnınızın alt bölgesine yaklaşık 11-15 cm uzunluğunda bir kesi yapılır. Karın katlarının geçilip karın boşluğuna girilmesi sonrasında, rahimin olduğu bölgeye ikinci bir kesi yapılır. Bu işlem gerçekleştirildikten sonra saniyeler içinde bebek anne rahminden çıkarılır. Göbek kordonu kesilip ameliyata giren bebek hemşiresi ve çocuk hastalıkları uzmanına teslim edilir. Çocuk doktoru hemen bebeğinizin ilk muayenesini yapar sorun yoksa hemen eşinizle beraber bebek odanıza veya bebek odasına çıkar. Eğer şüphelenilen bir durum varsa bebek, özel bebek bakım ünitesine derhal götürülür. Bunlar olurken doktorunuz plasentayı (bebeğin eşi) çıkarmış ve yapılan kesilerin cerrahi tamirine başlamıştır. Sezaryen Ne Zaman Gerekli Olur? Sezaryen yapılması gereken nedenler anne ve bebeğin sağlığı veya doğum sırasında saptanan sorunlar ile ilgili olabilir. Bebeğe ve Eşine (Plasenta) Bağlı Sezaryen Nedenleri ● Bebeğin sıkıntıda olduğu durumlar: Doğum ağrıları başlamadan önce tespit edilen veya doğum eylemi sırasında saptanan bebeğe ait sıkıntı belirtileri (Fetal distres) ● Bebeğin doğum yoluna giriş şekli: Normal doğumda bebeğin başı önde gelir. Makat, ayak veya kolu önde gelirse normal doğum gerçekleşemeyebilir. Ayrıca bebeğin başı önde olmasına karşın alın ve yüz gelişlerde de sezaryen yapılabilir. ● Bebeğin büyük olması (Genellikle > 4000 gr.) ● Bebeğin eşinin (Plasenta) doğum yolunu kapaması (Plasenta Previa) ● Bebeğin eşinin (Plasenta) doğumdan önce ayrılarak kanamaya yol açması (Plasenta dekolmanı) Anneye Bağlı Sezaryen Nedenleri ● Uterus (Rahim) ile ilgili ameliyat geçirenler(Sezaryen, Miyom ameliyatı vd.) ● Kalça kemiklerinin dar olması (Doğumsal kalça çıkığı, geçirilmiş pelvik kemik kırıkları sonrası deforme pelvis vb) ● Doğum kanalında bebeğin çıkışına bir engel olması: Ur (miyom) gibi. ● Genital bölgede aktif uçuk (herpes simplex) enfeksiyonu olması veya siğillerin (Kondilom) enfeksiyonu. ● Anneye ait bazı sistemik hastalıklar Doğum Sırasında Saptanan Sezaryen Nedenleri ● Normal doğumun gerçekleşememesi, doğum süresinin çok uzaması. ● Doğum eylemi sırasında saptanan bebek sıkıntı belirtileri (Fetal distres) Yukarıda sayılan nedenler genel anlamda sezaryen yapılmasını gerektiren tıbbi durumlardır. Bu sebepler varsa sezaryen yapılması gerekir. Sezaryen Sonrası Normal (Vajinal) Doğum Sezaryen sonrası normal-vajinal doğum olasıdır. Ancak belli şartların sağlanması gerekmektedir. Anne rahminin yırtılması, kanama ve bebek kaybı gibi risklerin az da olsa bulunduğu bu durum riskli bir doğum şeklidir. Ailenin gerçek riskleri çok iyi değerlendirmesi önemlidir. Her an hatta normal-vajinal doğum gerçekleştikten sonra bile bir abdominal operasyon ihtimalinin olduğu bilinmelidir. Perinatoloji ve Yüksek Riskli Gebelikler tarafından sezaryen sonrası normal-vajinal doğum hizmeti verilmektedir. Sezaryen Sonrası Günlük Hayata Dönüş Sezaryen operasyonu alt karın bölgesine yapılmış cerrahi bir operasyondur, bu nedenle iyileşme süreci normal spontan vajinal yolla doğuma göre biraz daha faklıdır. Alt karın bölgesinde olan ağrı birkaç gün hastanın ayağa kalkışında ve hareketlerinde belli bir kısıtlama getirebilir. Ağrı kesici ilaç ihtiyacı biraz daha fazla olabilir. Özel yara bakım ürünleri kullanılarak anne 24 saat, bunlar olmadan 3 gün sonra ayaktan duş alabilir. Yaklaşık 1 hafta sonra ise artık günlük hayata dönmüş olup bundan sonraki günlerde araç kullanmaya başlayabilir.
Normal (Vajinal) Doğum
Gebeliğin 37-42. haftaları arası doğum gerçekleşebilir Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), tanımına göre doğum, kendiliğinden başlar, doğum eylemi başlangıcında risk düşük olur ve doğum süresince de bu şekilde devam eder. Gebelik ortalama 40 haftadır. Çoğul gebeliklerde doğum daha erken haftalarda da gerçekleşebilir.Tamamlanmış gebeliğin 37-42 haftalar arasında anne adayının rahminde kendiliğinden başlayan kasılmalarla bebek çoğunlukla baş gelişi ile doğar. Normal doğum nasıl olur? Normal doğumun 3 evresi vardır. İlk düzenli kasılmaların başlamasından, tam dilatasyona kadar geçen süre; birinci evre, tam dilatasyondan, bebeğin doğmasına kadar geçen süre 2. evre ve plasentanın ayrılması ile sonlanan süre 3. evre olarak adlandırılır. Birinci evre: Rahim ağzı, doğum sancılarının 8-10 dakikada bir düzenli bir şekilde gelmesiyle açılmaya başlar. Rahim ağzını kapatan mukus tıkaç hafif kanlı bir şekilde atılır. Doğumun birinci evresi, doğumun en uzun süren evresidir. Yaklaşık tüm doğum süresinin %85-90’ı birinci evrede geçer. Hastanın bu evrede kendini yormaması gerekir. Bu evrede sizi rahatlatan birtakım aktiviteler yapabilirsiniz. Bunlar kısaca; ● Hafif bir yürüyüş yapmak ● Ilık bir duş almak ● Rahatlatıcı bir müzik dinlemek ● Doğum eğitimlerinde öğretilen rahatlatıcı nefes tekniklerini uygulamak ● Pozisyon değiştirmek Rahim ağzı, yaklaşık 6-7 cm açılıp, bebeğin başı doğum kanalı girişine tam baskı yapınca su kesesi açılır. Su kesesi açıldıktan sonra rahimdeki gerginliğin azalmasına bağlı olarak ağrıların şiddeti biraz azalır ancak sonra tekrar artar. İkinci Evre: Rahim ağzı tam açıldığında artık doğum başlamıştır. Bu evrede, sancılar artmıştır ve artık en üst seviyesindedir. Sancılar 2-3 dakika arayla gelip 60-70 saniye devam eder. Bu evrede anne adayında ağrılarla birlikte irade dışı bir ıkınma hissi de başlar. Bu devre, ilk çocuğunu doğuranlar için yaklaşık bir saat kadar, ikinci veya üçüncü çocuğunu doğuranlarda yarım saat kadar sürer. Bu sürenin uzamaması bebeğin sağlığı açısından önemlidir. Bu nedenle bebek kalp atışları sık sık dinlenir. Üçüncü Evre: Bu evrede anne adayı artık rahatlamıştır ve bebeğini kucağına almıştır. Bazı hastaneler bu evrede annenin emzirmesine izin verir. Annenin dikkati, artık bebeğine kaymış durumdadır fakat bu evrede birçok olay gerçekleşmeye devam etmektedir. Bebeğin anne ile bütün bağlantısını sağlayan plasenta, hala anne karnındadır. Plasentanın ayrılma belirtileri görüldükten sonra, üstten rahime masaj yapılarak plasenta çıkartılır. Bu evre yarım saati geçmez. Plasenta çıkarken, son bir kere ıkınmanız gerekebilir. Plasenta çıktıktan sonra, vajina ve vajina girişi kontrol edilir, herhangi bir yırtık oluşmuşsa dikilir. Doktor tarafından plasentanın tek parça çıkıp çıkmadığı da kontrol edilir. Bu işlem, anne rahminin içinde plasenta parçası kalmaması açısından önemlidir. Eğer doğumdan önce düzensiz yırtık olmaması için vajina girişi kesilmişse, bu evrede atılan kesikler dikilir. Hastanın kanaması kontrol edilerek doğum tamamlanmış olur. Normal doğum kaçıncı hafta olur? Normal doğum, hamileliğin 38.- 40. haftaları arasında gerçekleşir. 37. hafta öncesindeki doğumlar erken doğum, 42. hafta sonrası doğumlar ise geç doğum olarak adlandırılır. Yukarıda sıralanan bazı doğum belirtileri, bebeğin gelmesinden 4 hafta öncesinde bile ortaya çıkabilir. Normal doğumun ne zaman başladığına en iyi hekim karar verir. Normal Doğum Faydaları Normal doğumun hem anne, hem de bebek için sayısız faydaları vardır. Normal doğumunun anne için faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz: ● Normal doğumda kullanılan birçok teknik invaziv değildir. Bu nedenle enfeksiyon, kanama gibi olası yan etkiler ve risk en az düzeydedir. ● Normal vajinal doğum yapan annelerin doğum sonrasındaki ağrı şikayeti, sezaryen ile doğum yapan annelerden çok daha azdır. ● Normal doğum yapan anneler, hastaneden daha erken taburcu olurlar. Bu durum da hem risk hem de ekonomik açıdan avantajlıdır. ● Normal doğum yapan birçok kadın, doğum sırasında kendisini güçlü hissedip sonrasında da başarı duygusunu yaşar. Yapılan araştırmalar birçok kadının ağrı çekmelerine rağmen bir sonraki doğumda yine normal doğumu tercih edeceklerini belirttiklerini göstermiştir. Bazı kadınlar için doğum sırasında kontrolün ellerinde olması hissi, ağrı ile baş etmelerine yardımcı olmaktadır. Normal doğumun bebek için faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz: ● Bebek, normal doğum sırasında doğum kanalına girdiğinde, bakteriler ile ilk tanışmasını yaşar. Bu tanışmanın bebeğin bağışıklık sisteminde çok önemli bir yere sahip olduğu düşünülmektedir. ● Normal doğum sonrasında anne ile bebek daha hızlı buluşurlar, bu da ilk bağlanma için önemlidir. ● Normal doğum sonrasında anneden daha hızlı süt geldiği için normal doğumla doğan bebekler daha hızlı beslenebilirler. Her kadının doğumu özel ve kendisine özgü olduğu için en doğru kararı siz ve hekiminizin birlikte almalısınız. Unutmayın ki, normal doğum ile ilgili düşüncelerinizi ve duygularınızı hekiminizle paylaşmak, anne olarak sizin en doğal hakkınızdır. Doğumunuzun sağlıklı ve güzel geçmesi dileğiyle…